Hukuk Davaları

551, 554 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ve bu kararnamelere bağlı yönetmelikler marka, patent ve endüstriyel tasarım haklarının tescilinden korunmasına ve tescil sonrası işlemlere kadar tüm yönlerine hitap etmektedir. Patent, faydalı model ve endüstriyel tasarım korumasında genel olarak belli başlıklarda dava açılması mümkündür.

1-Delil tespiti

Marka, patent veya endüstriyel tasarım hakkına tecavüz edildiğini düşünen hak sahibi delillerin ortadan kaldırılmasını engellemek maksadıyla dava açmadan önce mahkemeden delillerin tespitini talep edebilir. Özellikle tazminat davaları ve ihtiyati tedbir talep edilen davalar bakımından mahkemeden delil tespiti istenmesi yerinde olacaktır. Endüstriyel tasarım ve patent hakkı tecavüzlerinde asıl davanın açılmasından önce delil tespiti yapılması ihtiyati tedbir kararı verilmesinde etkili olacaktır.

2-Tecavüzün tespiti ve meni

Marka, patent, endüstriyel tasarım hakkı sahipleri devlet tarafından verilmiş haklarını herhangi bir sınırlama olmaksızın kullanacaklardır. Hakları saldırıya uğrayan kişi veya şirketler mahkemeden hakları aleyhine gerçekleşen fiillerin tecavüz teşkil edip etmediğinin tespitini ve şayet hak sahibi aleyhine işlenen fiil 551, 554 ve 556 sayılı KHK uyarınca hak ihlali anlamına geliyorsa tecavüzün durdurulmasını talep edebilir.

3-Tecavüzün durdurulması ve kaldırılması

Patent, tasarım ve marka haklarına yönelik mevcut devam eden bir tecavüz olması durumunda  mahkemeden tecavüzün durdurulması ve etkilerinin ortadan kaldırılması talep edilebilir. Daha önceden delil tespiti yapılmış olması durumunda mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermesi ve tecavüzü durdurması çok muhtemeldir.

4-Maddi tazminat

Marka, patent, endüstriyel tasarım hakkı tecavüze uğrayan kişi veya şirketler tecavüzün durdurulmasının yanı sıra varsa zarar ziyanın da tazminini mahkemeden talep edebilir. Ancak ne yazık ki maddi tazminat davaları her zaman için istenilen neticeleri doğurmamaktadır. Çünkü:

1.Özellikle patent ve tasarım hakkına dayanan tazminat davalarında tazminat miktarını tespit etmek kolay olmamaktadır. Zira ticari defterlerde hangi tasarımın satışının yapıldığı yazılmamakta ancak genel olarak şirketin cirosu tespit edilmektedir.

2.Marka, patent, tasarım haklarını ihlal edenlerin genelde çok küçük ölçekte çalışan kişiler olmaması ve kayıtdışılık zararın miktarını tespit etmeyi imkansız hale getirmektedir.

3.Marka, patent ve endüstriyel tasarımın sağladığı katma değer konusunda oturmuş müstakar hale gelmiş rayiç bedeller bulunmadığı için özellikle lisans hakkına dayalı tazminat taleplerinde hakkın değerinin tespit edilmesi güçleşmektedir.

4.Manevi tazminat

Marka, patent, tasarım hakkı sahibinin haklarının ihlal edilmesi durumunda manevi tazminat talep etme imkanı da mevcuttur. Manevi tazminatın takdirinde yargılama makamının takdir yetkisi söz konusudur. Türk hukukunda "tazminatla zenginleşme yasağı" söz konusu olduğu için ABD veya bazı Avrupa Ülkelerinde söz konusu olan yüksek tazminatların  verilmesi mümkün olmamaktadır.

5.Haksız rekabet davaları

Tescilli olmayan marka, patent veya tasarımlar bakımından tescil olgusuna dayanılamayacağı için ancak haksız rekabete ilişkin Türk Ticaret Kanunu Hükümleri uygulanacaktır.

Görevli mahkemeler

Marka, patent,, tasarım davalarında görevli mahkemeler İhtisas mahkemeleridir. İhtisas mahkemesi kurulu olmayan yerlerde ise davaya Asliye Hukuk Mahkemeleri İhtisas mahkemesi sıfatıyla bakacaklardır.

TPE Aleyhine açılacak davalar

Sadece hak ihlalleri değil bizzat Türk Patent Enstitüsü kararları da dava konusu olabilir. TPE aleyhine açılan davalar genelde TPE kararlarının iptali davalarıdır. TPE aleyhine açılacak davaların Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılması gerekmektedir.

Pratikteki Uygulama

Patent Haklarının Korunması Hakkındaki 551, Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki 554 ve Markaların Korunması Hakkındaki 556 sayılı KHK lar az çok ortak usul hükümleri içermektedir. Delillerin tespiti, ihtiyati tedbirler, hak sahibinin talepleri ortak hükümler içermektedir. KHK lar kapsamında düzenlenmemiş usul hükümleri bakımından genel hükümlere atıf yapılmıştır.

Ancak pratikteki mesele yargılamanın ne zaman başlayabileceği ve hakkın ne zaman korunmaya başlanabileceği konusunda düğümlenmektedir. İhtisas mahkemeleri dahi mevcut hak ihlalinin sınai hak ihlali mi yoksa haksız rekabet mi sayılması gerektiği konusunda tereddüde düşmektedirler.

556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca marka hakkı müracaat tarihinden itibaren, Türk Patent Enstitüsü tarafından çıkarılan 556 sayılı KHK uygulamasını gösteren yönetmeliğe göre de müracaatın Türk Patent Enstitüsü tarafından teslim alındığı saat, dakika ve saniye itibariyle korunmaya başlamaktadır.

Ancak hakkın korunmaya başladığı zaman ile hakkın kullanılmaya başlayacağı zaman birbirinden farklıdır. 556 sayılı KHK uyarınca Bu Kanun Hükmünde Kararname ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.

Şu halde sadece marka müracaatlarına dayanarak ileri sürülen talepler KHK hükümlerine göre marka hakkından doğan bir talep olarak değerlendirilmeyecektir. Marka tescil prosedüründe üçüncü kişilere itiraz hakkı verilmiş olduğundan marka tescil sürecinin kötü niyetli olarak uzatılması mümkündür. Şu halde marka tescil müracaatı yapmış, markası TPE tarafından incelenmiş ve ilan edilmiş bir müracaat sahibi markasının tecavüze uğraması durumunda marka hakkına dayanarak dava açamayacaktır. Hak ihlaline dayanarak açılan hukuk davasında marka müracaatı ancak haksız rekabet iddiasını destekleyen bir delil olarak mahkemeye sunulabilecektir.

İhtisas mahkemeleri henüz tescil edilmemiş markalarla ilgili delil tespiti taleplerini dahi kabul etmemekte, tespit talepleri ve davaların dava şartı yokluğu ile reddedilmesine gerekçe olarak da Yargıtay'ın "mevsimsiz açılan davalar" ile ilgili kararına atıf yapmaktadırlar.

Gerçekten de Yargıtay 11. HD 12.10.2001 tarihli kararında Türk Patent Enstitüsündeki yasal yollar tüketilmeden ve prosedür tamamlanmadan dava açılmasının davanın usulden reddini gerektirdiği yönünde karar vermiştir.

Endüstriyel tasarımlar ve patentler bakımından marka hakkından farklı bir düzenleme söz konusudur. Endüstriyel tasarımlar daha ziyade kısa dönemde tüketilen ürünler ve sezonluk modeller olarak algılandığından dolayı mevzuatta çok daha kısa süreler öngörülmüştür. 554 sayılı KHK uyarınca müracaat tarihinden hemen sonra muhatap başvurudan haberdar edilmek kaydıyla 554 sayılı KHK da öngörülen davaların açılması mümkün olmaktadır. (554 s. KHK m.48)

Pratikte söz konusu KHK hükmü çok fazla suiistimal edildiğinden dolayı mahkemeler farklı uygulamalar gerçekleştirmektedir.

Endüstriyel tasarımlarda inceleme sisteminin olmaması, başvuru sahibinin yenilik ve ayırt edicilik konusundaki beyanına itibar edilmesi nedeniyle yenilik ve ayırt edicilik niteliği taşımayan tasarımların tescili mümkün olmaktadır. Her ne kadar 554 sayılı KHK da 6 aylık bir itiraz süresi öngörülmüş ise de işlemde olan bir endüstriyel tasarıma dayanarak tüm hukuk ve ceza davalarını açmak mümkün olduğundan hakkın suiistimali mümkündür.

Endüstriyel tasarımlar bakımından yapılan her tescilin 554 sayılı KHK ile uygunluk göstermesi mümkün olmamaktadır. KHK sistemi ve fiili durum gereği Türk Patent Enstitüsü müracaat sahibinin endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırt edicilik konusu7ndaki beyanına itibar etmektedir. Bu nedenle aslında yeni olmayan bir endüstriyel tasarımın da tescil edilmesi kural olarak mümkün olabilmektedir. Haksız tescil yahut başvuruya dayanarak açılan davalarda yahut delil tespiti taleplerinde ihtisas mahkemelerinin görevli olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Tescil yahut başvuru haksız dahi olsa endüstriyel tasarımlar konusunda ihtisas mahkemeleri görevlidir. Bu tür taleplerde uygulamalar şu şekilde olmaktadır.

1-İhtisas mahkemesi henüz ortada tescilli bir tasarım mevcut olmadığından dolayı görevsizlik kararı vermektedir. Oysa kanunen muhatap tarafın ihbar edilmesi ya da endüstriyel tasarımların usulüne uygun olarak Resmi Endüstriyel tasarımlar Bülteninde ilan edilmesi durumunda endüstriyel tasarım tescilinden doğan haklar tereddütsüz kullanılabilmektedir.

2-İhtisas mahkemesi kendini görevli görmekte ve 554 sayılı KHK daki açık hükme dayanarak davayı esastan görmeye başlamakta yahut da delil tespiti talebini kabul etmektedir.

3-İhtisas mahkemesi kendini görevli görmekte ancak Türk Patent Enstitüsünden tasarım başvurusunun akıbetinin sorulması ve işlemler sonuçlanana kadar esasa girilmemesine karar vermektedir.

4-Çok istisnai olsa da ihtisas mahkemesi yetkisini aşarak kanundaki boşluğu doldurma yoluna gitmekte ve dava konusu yapılan endüstriyel tasarımın yahut başvurunun yeni ve ayırt edici nitelikte olup olmadığı konusunda resen araştırma yapmaktadır. Bu durumda açılmamış bir hükümsüzlük davasında ileri sürülmesi gereken iddialar bizzat yargıç tarafından ortaya konulmakta ve yasanın haklı veya haksız alınmış bir endüstriyel tasarıma bağladığı yetkiler sorgulanmaktadır. İstanbul 1. FSHHM nin uygulamasında tescilli tasarımlara dayanarak yapılan delil tespiti taleplerinde bilirkişilerden tecavüzün var olup olmadığının tespiti yanında tescilli tasarımın harcıalem nitelik taşıyıp taşımadığı da sorulmaktadır. Bu durum kanunen endüstriyel tasarımlara bağlanan hakların hiçe sayılması anlamına gelmektedir. Haksız tescile zaten mevzuatımız cezai sorumluluk yüklediği halde yargıcın resen bu tür bir incelemeye girmesi yasal değildir.
Patentler konusundaki uygulamanın çerçevesi 551 sayılı KHK ile çizilmiştir. 551 sayılı KHK hakkın korunmaya başlamasını ilana bağlamaktadır. Patent tescili 33 ila 44 aylık bir süreyi kapsayan uzun bir süreçtir. 551 sayılı KHK 82. madde uyarınca patent başvurusunun ilanından itibaren ve patent geçerli kaldığı müddetçe patentten doğan halkların kullanılması mümkündür. Şu halde henüz ilan edilmemiş patentlere dayanarak açılan hukuk davaları patent hakkı kapsamında değerlendirilmeyecektir. Uygulama da bu yöndedir. İhtisas mahkemeleri ilan edilmemiş patentlere dayanarak yapılan delil tespiti taleplerini dahi kabul etmemekte, meselenin haksız rekabet hükümlerine göre genel görevli mahkemelerde değerlendirilmesine karar vermektedir.

Ancak asıl problem burada ortaya çıkmaktadır. İhtisas mahkemelerinin kurulmasından veya ihtisas mahkemesi olmayan yerlerde bazı mahkemelerin ihtisas mahkemesi sıfatıyla görev yapması yönünde kararname çıkarılmasından sonra genel görevli mahkemeler,   içinde patent, marka, endüstriyel tasarım kelimesi geçen tüm talepleri görev yönünden reddetmekte ve ihtisas mahkemelerine gönderilmesine karar vermektedirler. Özellikle ihtiyati tedbir talepli davalarda yargı mercileri arasındaki görev uyuşmazlığı vakit kaybına ve tecavüzden kaynaklanan zararın artmasına neden olmaktadır.

Hukuk davalarında marka, patent ve tasarım yönünden karşılaşılan diğer bir mesele haksız rekabet ve sınai hak konusundaki taleplerin birbiri ile karışmasıdır. Özellikle İstanbul İhtisas mahkemeleri marka, patent, tasarım haklarına vaki tecavüzden dolayı bir dava açılmış ise artık haksız rekabet iddialarının dinlenmemesi gerektiği yönünde karar tesis etmektedirler. Oysa Yargıtay 11. HD. Marka, patent, tasarım hakkına tecavüz yahut bu hakların hükümsüzlüğü ile ilgili davalarda haksız rekabet konusunda da karar verilmesi ve bu konuların da bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiği gerekçesiyle BOZMA kararları vermektedir.

Yaşanan örnek olayda Tescilli endüstriyel Tasarım hakkı sahibi tasarım hakkı tecavüzünden dolayı maddi manevi tazminat talepli olarak 554 sayılı KHK ya göre tasarım hakkı tecavüzünün tespiti, men'i ve hükmün ilanı talepleri ile dava açmış ve aynı zamanda haksız rekabetin de tespitini talep etmiştir.

Davalı taraf, dava konusu tasarımların aslında yenilik ve ayırt edicilik niteliği taşımadığından bahisle karşı dava olarak tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Dolayısıyla orta iki adet dava mevcuttur.

Mahkeme doğal olarak öncelikle hükümsüzlükle ilgili durumun açığa kavuşturulması için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. Mahkeme uygulamasında hükümsüzlük davası öncelikli olarak ele alınmış ve hükümsüzlük ile ilgili mesele halledilmeden tasarım hakkı ihlali olup olmadığı konusunda inceleme yapılmaya başlanmamıştır.

Neticede tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı dolayısıyla sicilden terkini gerektiği yönünde karar verilmiştir. Ortada tescilli bir tasarım kalmadığından dolayı esas davacının tasarım hakkı tecavüzü ve haksız rekabete ilişkin talepleri dinlenmemiştir.

Davalının temyizi üzerine Yargıtay, tasarımlar yeni ve ayırt edici olmasa dahi davacının talepleri doğrultusunda haksız rekabet konusunda da inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay'a göre her ne kadar ortada tescilli bir tasarım kalmamış da olsa mahkemenin haksız rekabet konusunda da inceleme yaptırması gerekmektedir.